Köşe Yazarımız Eyüp Demirer Yazdı ” Boşanma DavalarındaEtkin ve Hızlı Çözümler. “

BOŞANMA ve FER’İLERİNE İLİŞKİN DAVALARIN DAHA ETKİN ve HIZLI ÇÖZÜMÜ ÜZERİNE ARANILAN FORMÜLLER ve BUNA İLİŞKİN YORUMLARIMIZ

Aile Hukukunda en önemli yere sahip olan günümüzde yüzbinlerce davanın görüldüğü, boşanma ve fer’ilerinden kaynaklı davaların daha etkin ve daha hızlı şekilde çözüme kavuşturulması adına uzun yıllardır tartışılan bir çok formül üzerine yorumlarımızı sizler ile paylaşacağım.
Aile hukukuna ilişkin ihtilafların daha iyi anlaşılabilse için bir tanımlama yapmakta fayda görmekteyim. Aksi takdirde vatandaşlarımız tarafından Aile Hukukuna ilişkin ihtilafların tamamımın tek bir dosya içerisinde çözüme kavuşması gerektiği, bölünemeyen ve Hakimin yetkisi ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı alacağı ve çeyiz istirdadı gibi davaların da re’sen taraflara takdir edildiği yorumlanmaktadır. Bu sebepler ile Aile Hukuku ihtilaflarına özellikle anlaşmalı olarak karara bağlanamayan ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması ( çekişmeli  olarak tabir edilen ) davaları açısından açıklık getirmek gerekir ise;
BOŞANMA ( ASLİ TALEP )
BOŞANMAYA YANİ ASLİ TALEBE BAĞLI OLARAK GÖRÜLEBİLECEK DİĞER FER’İ TALEPLER İSE;
– Tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası talepleri,
– Velayet talebi,
– Maddi ve manevi tazminat talepleri ancak boşanma ve fer’ileri içerisinde kalarak görülebilen taleplerdir.

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davalar ise boşanma davasının içerisinde görülemeyen, birlikte açılsa bile tefrik edilerek bir başka esasa kaydedilip görülebilen dava ve taleplerdir.

Evet hemen hemen her dönemde görev alan Adalet Bakanlarımızın da üzerinde özellikle durduğu, sonuçlanması uzun yıllar alan her iki taraf boşanmayı istese de evliliğin tarafı olan eşlerin boşanmalarının uzun sürmesi üzerine gerek eşlerin, gerek müşterek çocukların ve gerekse tarafların aileleri ile sosyal çevrelerinin de oldukça yıprandığı bu sürecin kısaltılması için bir çok formül üzerinde taslakların bulunduğu ve çalışıldığını bilmekteyiz.

Ancak henüz kesin, somut ve net bir yasal düzenleme bulunmamakta ve hayata geçirilememektedir.

Mevcut durumda halk arasında çekişmeli olarak bilinen ve yaygın tabir olarak bu şekilde kullanılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması şeklindeki boşanma davalarında öncelikle özel hukuk için uygulanan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yani bu davaların görülmesinde uygulanan usul kuralları açısından bir kısım yerlerde taleple bağdaşmazlık mevcuttur.
Şöyle ki;
Uygulanan 6100 Sayılı Usul Kanunu taleple bağlılığı esas almakta iken, özellikle Aile Hukukunda bir kısım hususlarda Mahkeme Hakimine kamu düzeni gereği tanınan geniş yetkiler bulunmaktadır.
Örneğin taraflarca nafaka talep edilmeyen karşılıklı dilekçelerde Mahkeme Hakimi tarafından talep olmaksızın re’sen nafaka takdir edilip uygulamaya konulup tahsili mümkündür. ( Misal olarak, çocuklar için nafaka talebi bulunmayan dilekçede talep bulunmasa da Mahkeme Hakimi re’sen çocuk lehine nafakaya hükmedebilir.)
Bir başka örnek, çocukların velayeti açısından Mahkeme Hakiminin çocukların üstün menfaatini gözeterek velayet hususunda verdikleri kararlar. Sosyal inceleme raporlarında belirtilenin aksine bir kısım kararların Mahkeme Hakimi tarafından verildiğine defaten şahit olduğumuz kararlar mevcuttur. Burada da Mahkeme Hakiminin kamu düzeni gereği oldukça geniş takdir hakkı bulunmaktadır.
Bu şekli ile Usul Hukuku kuralları taleple bağlılığı esas alsa da Aile Hukukunda kamu düzeni gereği bu istisnaların yer alması bir kısım hususların Usul Hukuku kurallarından da vareste olduğunu ortaya koymaktadır.

Sorun yargılama sürelerinin uzamasındadır.
Eşlerden her iki tarafın da boşanma talebinde bulunarak Mahkeme Hakimine dava ve karşı dava dilekçesi sunduklarını kabul ederek yargılama sürecini ele alacak olur isek;
– Dava dilekçesinin Mahkemeye eşlerden birisi tarafından sunulması,
– Dava dilekçesinin diğer eşe tebliği ve ilk tensibin oluşturulması süreci ( Bu iki kısım ortalama 7 günü denk gelen bir zaman dilimi almaktadır. )
– Yine, kendisine dava dilekçesi tebliğ edilen eşin kendisi ya da yetkili kıldığı Avukatı kanalı ile karşı dava ve cevap dilekçesini sunması ( 2 hafta )
– Bu dilekçenin tebliği ile birlikte diğer eşin cevap dilekçesi sunması ( 2 hafta)
– Son olarak ikinci cevap dilekçesinin sunulması ( 2 hafta )

Hiç duruşma yapılmadan geçen ortalama süre, 7 hafta yani 2 aya yakın bir süredir.
En iyi ihtimalle 2 aya sonrasına ön inceleme dediğimiz ilk duruşmanın verilmesi ile 4 aylık süreç bu şekilde geçmektedir.
Bunun üzerine taraflarca bildirilen delillerin toplanması ( ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından müzekkerelerin yazılarak sorgulanması, sonuçlarının beklenilmesi ) ve özellikle de taraflarca delil olarak maddi vakıaların aydınlatılması anlamında sunulan tanık sayıları.
Toplamda 20 tanığa varan delil bildirimleri ile karşılaştığımız dosyalar olmuştur.
Mahkeme Hakimlerince geçmiş dönemlerde davacı tanıkları tek celsede ( sayı mefhumuna bakılmaksızın ) davalı tanıkları da bir celsede dinlenilerek dosyalar karara bağlanır iken, son süreçlerde kaç tanık bildirilir ise bildirilsin her duruşmada sadece 2 tanık bildirimine geçilmesi ve her duruşmanın da en az 2 ya da 3 ay ( adli tatil ve resmi tatillere denk gelmediğini varsayarak ) ertelenmesi durumunda 4,5 ya da 5 yıla yaklaşan sadece Mahal Mahkemesi süreci ardından İstinaf yargılaması ve dosyaların Yargıtay yolunun da açık olması birlikte değerlendirildiğinde 6-7 yılı bulan yargılamalar artık kronik bir sorun olarak karşımızda durmakta ve bizlerin dahi 30 lu yaşlarda başladığımız dosyalar bu şekli ile 40 yaşlarımıza yakın sonuçlandırılabilmektedir.

Süreç bu olunca her dönem Adalet Bakanlığımızın gündeminde olan bir konu olmuştur.
Tabi araştırmalarımız tarafların her ikisinin de boşanmayı talep etmesi durumunda Arabuluculuğa yönlendirilip boşanmanın sonuçlandırılıp kesinleştirilmesi akabinde ise boşanmanın fer’i mahiyetinde kalan diğer konuların;
– Nafaka,
– Maddi ve manevi tazminat,
– Velayet,
– Mal rejiminin tasfiyesi ve istirdat gibi maddi konuların sonra sonuçlandırılması formülü üzerinde yoğunlaşıldığını göstermektedir.

Hatırlatmak isterim ki böyle bir yaklaşım da belirli oranda sorun teşkil edebilecektir.
Zira, asli talep boşanmada tartışılan en önemli husus eşlerden hangisinin kusursuz hangisinin kusurlu olduğu ya da hangi eşin diğer eşe göre daha az kusurlu olduğu noktasında toplanmaktadır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 166. Maddesi 1 ve 2. Fıkralarında aynen;
“ … Madde 166 – Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir… “
Zaten kusuru tam olan yada diğer eşe nazaran ağır kusurlu eşin dava açabilmesi dahi mümkün olmayıp, açsa dahi kusursuz ya da az kusurlu eşin davanın reddini talep etmesi durumunda açılan dava reddedilecek ve taraflar o aşamada boşanamayacaktır.

Böyle bir formüle gidilir ise, boşanmada kusurun asli belirleyici olması, maddi ve manevi tazminatın, belirlenen nafakaların rakamsal durumları da değerlendirme altına alınabilmesi için her ne kadar boşanma kararı verilip bir an önce kesinleştirilse bile tarafların kusurunun tespiti ve boşanmaya bağlı maddi sonuçların ( nafaka, maddi- manevi tazminat, evlilik birliği içerisindeki katkı payı alacakları, istirdatlar ) da sağlıklı bir şekilde formülize edilmesi gereklidir.

Eğer salt boşanma karara bağlanıp boşanmaya dayalı bu talepler hakkında müspet kararlar alınamaz ise taraflar arasındaki ihtilaflar yeniden büyüyerek devam edebilecektir.

Kanaatimiz bu konuda yargılama sürelerinin kısaltılması açısından mevcut yargılama tekniği ile ihtisas mahkemesi sayısının artırılması, kanun ile tahdidi süreler getirilmesi, özellikle İstinaf ve Yargıtay da geçecek sürelerin de tahdid edilerek yargılamaların hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması tekrar değerlendirilmelidir.

Kusur esaslı belirlemelerin sağlıklı yapılabilmesi için, asli talep olan boşanmanın kararın başında yazılıyor olması kanaatimizce tam manası ile karara da bir anlam bütünlüğü sağlayacaktır.

Hukukun şekli bütünlüğü açısından kısa süren yargılama sürelerinin esas alınması, dosyaların mahkeme kalemlerinde de titizlikle elden geçirilip süre mefhumunda tahdidi davranılması, Mahkeme Hakimine davaların uzatılması için sunulan delil ve tanıklar var ise, dosyada mevcut hali ile karar vermeye yeterli ve elverişli deliller mevcut ise ( özellikle son dönemlerde teknolojik deliller ki, sms kayıtları whatsapp sms kayıtları, görseller, fotoğraflar kullanılmakta olup ) diğer delilleri toplamaktan vazgeçme hakkı tanınarak sürelerin kısaltılıp, gereksiz delillerin ortadan kaldırılarak mevcut yargılama sisteminin revize edilip etkin ve hızlı çözümler üretilmesi yönteminin üzerinde de çalışılmalıdır.
Bu dosyalarda tarafları en çok yoran nafaka hususudur.
Oldukça kısa süren evliliklerde ömür boyu nafaka uygulaması, hakkaniyete uygun düşmemektedir.
3 ay 6 ay ya da 1 yıl gibi kısa süreli evliliklerde 25 yıl 30 yıldır nafaka ödeyen insanların durumları dosyalarımıza yansımaktadır.
Ayrıca arada açılan enflasyon gereği nafaka artırım davaları da birlikte değerlendirildiğinde uzun süredir beklenilen nafaka düzenlemesinin de bir an önce hayata geçirilmesi kanaatimizce çok yerinde bir düzenleme olacaktır.

Tabi bu yazımızı boşanma davaları özelinde belirtmiş isek de bu yazımız bütünündeki genel mantık tüm yargılama süreçleri ve tüm davalar için de yaygınlaştırılabilir.

Gerek ticari davalar, gerek taşınmaz hukukundan kaynaklanan davalar, kira davaları gibi bir çok davada bu örnek gösterilebilir.
Ayrıca 7201 sayılı Tebligat kanunumuzun da revize edilip, tüm vatandaşlarımız için e- tebligata geçilmesi düzenlemesi de bir an önce hayata geçirilmeli, çok taraflı davaların da yargılama süreçleri bu şekli ile etkin ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmalıdır.

Katkı sağlaması temennilerim ile….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous post